BölgeEğitimManşetler

Rektör Aktekin Tvnev’de “Güzergah” Programının Canlı Yayın Konuğu Oldu

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, Nevşehir Belediyesi tarafından kurularak yayın hayatına başlayan Tvnev kanalında, “Güzergah” programının ilk canlı yayın konuğu oldu.

Programda, üniversitenin yürüttüğü çalışmalar ve pandemi sürecinin eğitim – öğretim üzerindeki etkilerine değinen Rektör Aktekin, öğrencilere de evlerinde kaldıkları bu dönemde vakitlerini nasıl geçirecekleri konusunda somut önerilerde bulundu.

Aktekin: Eğitimde Salgından Etkilenen Alanların Başında Geliyor

Nevşehir Belediyesi Tvnev stüdyolarında gerçekleştirilen ve sunuculuğunu Emine Şimşek’in yaptığı “Güzergah” programının ilk konuğu olan Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, pandemiden etkilenen alanların başında eğitim alanının geldiğini söyledi.

Aktekin, “Pandemi süreci hayatın tüm alanını etkiledi ve eğitim sektörü de bu etkilenen alanların başında yer alıyor. Eğitimin eğitim – öğretim, öğrenci ve akademisyen, öğretmen ve yönetici gibi birçok boyutu ve paydaşı var. Öğrenciler içinde bu yaş boyutuna göre değişiyor. Ben bir akademisyen bir Rektör olarak yükseköğretim boyutunu eğitimci ve yönetici olarak yaşarken, aynı zamanda bir veli olarak da bu süreci yaşayanlardan birisiyim. Tabi her kuşak, her nesil farklı şeylere şahit oluyor. Bazı kuşaklar dünya savaşlarına, darbelere, ekonomik krizlere şahit olurken, şimdiki nesil de bu yüzyılda böylesi küresel ölçekli bir salgına şahit oldu. Bunlara rağmen hayat her hâlükârda devam ediyor. Zaten hayat var olan şartlara adapte olabilme sanatıdır aslında. Dolayısıyla bir salgın çıktı diye yaşamaktan vazgeçecek halimiz yok.

Şimdi eğitimin amacına baktığımız zaman eğitim yeni şeyler öğrenme, yeni bilgiler, yeni beceriler öğrenme, kültür ve değer öğrenme sürecidir. Dolayısıyla insanoğlu için yeni bilgi ve beceri öğrenme süreci bitmeyeceğine göre sadece pandemi döneminde bu farklı bir boyut alıyor. Günümüzde de dijital alanda, online eğitim imkanlarının, bilgisayar ve internet alanın artmasıyla birlikte bir çok eğitimci dört duvar arasındaki, sınıflardaki belli saatlere sığdırılmış bu eğitimi sorguluyorlardı. Mesela bunlardan en meşhuru Salman Khan ve bunun “Dünya Okulu” isimli bir kitabı var. O kitapta mevcut sınıf esasına dayalı, dört duvar arasında ve belli saat aralıklarındaki eğitim modasının geçtiğini, teknolojinin ve uzaktan eğitimin bize zaten daha esnek bir eğitim imkânı verdiği ve kullanmamız gerektiğini söylüyor. Şimdi pandemi döneminde bu tavsiyeye zorunlu olarak uymak zorunda kaldık. Fakat orada şöyle bir şey var; dünya olarak hiçbirimiz bu kadar kitlesel bir uzaktan eğitime alt yapı olarak, program ve yazılım olarak hazır değildik. Aynı zamanda mevcut yetişen öğretmenlerimizin, akademisyenlerimizin alışkanlığı, yetiştikleri ortam ve aldıkları eğitim buna uygun olmadığı gibi pedagojik formasyon yeterliliği yoktu. Bununla birlikte veliler ve öğrencilerde buna hazır değildi. Ve bu bizler için bir geçiş süreci oldu.

Ben Mart ayında üniversiteye Rektör oldum ve göreve başladığım da okul pandemi nedeniyle kapanmıştı. Öğrenciler de sosyal medya üzerinden sürekli “Hocam ne olur artık okulları açın, arkadaşları özledik, şehrimizi ve kampüsü özledik” diye isteklerde bulunuyorlardı. Ama bizim için tabi ki önce sağlık geldiği için bu isteklerini karşılayamadık. Bu süreçle birlikte arkadaşlarımızla, hocalarımızla ve hatta akrabalarımızla, iletişim biçimimizi değiştirdik. Şimdi öğrencilerimizle çevrimiçi iletişim kuruyoruz ve kendilerine cep telefonu numaram dahil tüm iletişim imkanlarını sunduk. Ama tabi hiçbiri yüz yüze iletişimin yerini tutmuyor.

Ama salgın dönemi şu demek değildir ki; bir şey öğrenmekten, bilgi ve beceri öğrenmekten, değer öğrenmekten vazgeçeceğiz. Örneğin bizim normal eğitim sistemimizde zaten öğrencilerimiz için dijital okur-yazarlığı öğretmek gibi bir hedefimiz vardı. Şimdi herkes dijital okur-yazar olmak zorunda zaten. Belli bir yaşın üzerindeki öğretmen ve akademisyenlerin bu sisteme uygun becerileri yoktu ve onlarda bu süreçle birlikte yeni beceri edinmek zorunda kaldılar. Biz de üniversite olarak bu sürece hızlı bir şekilde geçiş ve uyum için hem akademisyenlerimiz için yeni uzaktan eğitim sistemine uygun teknik beceriler, ölçme – değerlendirme, öğrenci motivasyonu, materyal hazırlama gibi hizmet içi eğitim programları düzenledik. Hem de öğrencilerimizin daha iyi eğitim alabilmeleri için teknolojik alt yapımızı yeni yazılım ve yeni materyallerle güçlendirdik. Şu anda da derslerimiz çevrimiçi olarak devam ediyor” dedi.

Aktekin: Öğrencilere Psikolojik Destek Veriyoruz

Salgın nedeniyle eğitimlerine uzaktan eğitimle devam eden öğrencilere yönelik moral ve motivasyon vermek amacıyla psikososyal destek hizmeti verdiklerini belirten Rektör Aktekin, “Üniversite olarak öğrencilerimize bu zorlu süreçte ruh sağlığı ve psikolojik destek olmak amacıyla da çalışmalar ve çevrimiçi seminerler düzenliyoruz. En önemlisi de kendilerine yüz yüze, internet veya telefon aracıyla psikolojik destek veren birimimiz var. Bu psikolojik destek birimimize müracaat eden öğrencilerimize orada görevli arkadaşlarımız yardımcı oluyor. Ayrıca bende ara ara öğrencilerimizi arayarak kendileriyle görüşüyorum” dedi.

Aktekin: Eğitimde Mükemmeliyet Uygulama ve Araştırma Merkezini Kurduk

NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, üniversite bünyesinde öğrenme ve öğretme süreçlerinde akademik personelin işbirliği ve sürekli mesleki gelişimini desteklemeye, öğrenci merkezli daha nitelikli bir eğitim öğretim ortamı sağlamaya ve uluslararası standartlarda bir akademik ortam oluşturmaya katkı sunmak amacıyla ’Eğitimde Mükemmeliyet Uygulama ve Araştırma Merkezi (NEVEMM) kurduklarını söyledi.

Aktekin, “Eğitimde Mükemmeliyet Uygulama ve Araştırma Merkezi (NEVEMM) dünyanın birçok gelişmiş batı ülke üniversitelerinde ve Türkiye’de belli üniversitelerde olan bir merkez. Burada amacımız öncelikle üniversitemizde görev yapan akademisyenlerimizi yeni sisteme hazırlamak, geleneksel eğitim sistemi yerine günümüz şartlarına uygun eğitim, bilgi ve beceriyle donatmak. Tüm bunlara dönük öncelikle akademisyenlerimizi eğiteceğiz. Kendilerinin başta pedagojik eğitimlerini, teorik ve pratik becerilerini hizmet içi eğitimle gözden geçireceğiz. Diğer aşamada ise eğitim materyallerini yeniden gözden geçirerek eğitimin tüm boyutuyla içeriğini iyileştireceğiz. Tabi bunlarda öğrencilerimize olumlu olarak yansıyacak” dedi.

Aktekin: Etkinliklerimize Çevrimiçi Olarak Devam Ediyoruz

Üniversite tarafından yürütülen sosyal, kültürel ve bir çok etkinliği çevrimiçi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyen Rektör Aktekin, “Üniversitemizde bir taraftan eğitimi iyileştirmeye ve geliştirmeye çalışırken diğer taraftan kültürel, sanatsal ve gelişime yönelikte çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Pandemi döneminde özellikle üniversitemizin sosyal hesapları üzerinden sosyal ve kültürel boyutta hem akademisyenlerimize hem de öğrencilerimize yönelik canlı konferanslar, konserler, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde bulunduk. Ayrıca alanında uzman yazar, akademisyen ve benzeri kişileri sosyal medya üzerinden öğrencilerimizle, akademisyenlerimizle buluşturduk ve buluşturmaya da devam ediyoruz” dedi.

Aktekin: Tam Donanımlı Kütüphaneye Sahibiz

Üniversitenin merkez Damat İbrahim Paşa yerleşkesi içerisinde bulunan kütüphanenin herkesin kullanımına açık olduğunu belirten Rektör Aktekin, “Üniversitemizde tam donanımlı bir kütüphanemiz bulunuyor. Bu kütüphanemiz sadece üniversitemiz öğrencilerine değil, başka üniversite öğrencileri ile birlikte yararlanmak isteyen herkese açık. İçerisinde binlerce basılı yayınla birlikte dijital erişme açık olan kütüphanemizde özellikle şu pandemi döneminde gerekli tüm tedbirleri aldık. İsteyen herkes bu kütüphanemizden belirtilen saatlerde ve gerekli tedbirler kapsamında faydalanabilirler” dedi.

Aktekin: Şehrin Bizden Beklentilerinin Farkındayız

Üniversite olarak şehir – üniversite işbirliğine büyük önem verdiklerini söyleyen Rektör Aktekin, “Bizim amacımız bu şehirde ve bu üniversitede görev yaptığımız sürede hoş seda bırakmak. Tabi bize devletin verdigi görev ve beklentisi belli. Bununla birlikte şehrin de bizden beklentilerinin farkındayız. Bizim en büyük amacımız üniversitemizi akademik kadrosuyla, öğrencileri ve tüm çalışanlarıyla birlikte uluslararası düzeyde daha da nitelikli bir üniversite yapmak. Bunu yaparken de yürüteceğimiz tüm çalışmalarımızın şehrin tümüne yansımasına, şehrin ve bölgenin sahip olduğu değerleriyle birlikte her alanda büyüyüp gelişmesine katkı sağlamak en büyük amacımız ve hedefimiz” diye konuştu.

Aktekin’den Öğrencilere Kitap Önerileri

Rektör Aktekin programda ayrıca, salgın nedeniyle evlerinde uzaktan eğitim ile eğitimlerine devam eden öğrencilere zamanlarını verimli bir şekilde değerlendirmelerine yönelik çeşitli kitap, dergi ve makaleler okumaları konusunda tavsiyelerde bulundu.

İyi bir okur olmaya çalışan biri olarak bu pandemi sürecinde Rektörlük ve akademisyenlik görevinden kalan zamanlarında ve özellikle belli saatlerde düzenli olarak kitap okumaya özen gösterdiğini ve ailesiyle birlikte de TRT’de film ve belgeseller izlediğini ifade eden Rektör Aktekin, öğrencilere de velileriyle birlikte TRT 2’de yayınlanan filmlerden, Rusya’da geçim mücadelesi veren göçmen bir Kırgız kadının hayat hikâyesini konu alan ‘Ayka’ filmini, gelenekçi bir eğitim kurumunda gençlere edebiyat ve sanat gibi farklı ufukları kazandırmaya çalışan daha yenilikçi bir eğiticinin hikâyesini konu alan ‘Ölü Ozanlar Derneği’ filmi ile birlikte Semih Kaplanoğlu’nun ‘Buğday’ filmi gibi filmleri izlemeleri konusunda önerilerde bulundu.

Kendisinin de bol bol hatıra kitapları okuduğunu söyleyen Rektör Aktekin, öğrencilerin de evde kaldıkları salgın döneminde psikoloji ağırlıklı romanlar ile birlikte sevdikleri yazarlara ait kitapları okumalarının kendileri için faydalı olacağını belirterek; Dostoyevski’nin ‘Budala’, ‘Karamazov Kardeşler’ ve ‘Suç ve Ceza’, Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ gibi insan psikolojini iyi analiz eden kitaplarını, bunlarla birlikte Tarık Buğra’ın ‘Küçük Ağa’, Rasim Özdenören’in ‘Gül Yetiştiren Adam’, Dino Buzzati’nin ‘Tatar Çölü’nü, Abdürreşid İbrahim’in ‘Âlem-i İslâm ve Japonya’da İslamiyet’in Yayılması, Halil Coşkun’un ‘Minyatür Savaşlar’, Hans Fallada’nın ‘Herkes Yalnız Ölür’, Johann Hari’nin ‘Kaybolan Bağlar’ isimli kitabını başta öğrenciler olmak üzere tüm okurlara önerdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu