BölgeEğitimManşetler

NEVÜ Anadolu’daki Hoşgörü Tohumlarının Zirvesi Hırka Dağı’nda

NEVÜ olarak, Nevşehir ili Gülşehir ilçesi ve Hacıbektaş ilçesi arasında bulunan Hırka Dağı’na Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Genel Türk Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kürşat Koçak ile keşfe çıktık. Hacı Bektaş Veli’yi anlatan menkıbelere göre Hacı Bektaş Veli’nin ilk Semâ’ya durduğu ve çile çıkardığı yer, Kutsi bir dağ olan Hırka Dağ, eski Türk kült inancını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Türkistan’da dünyaya gelen Hacı Bektaş Veli İslam dini öğretileri çerçevesinde bir eğitim alıyor. Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya ayak basmasından sekiz yüzden fazla yıl geçmesine rağmen etkisi günümüzde hala devam ediyor ve Hünkar’ın türbesi Türkiye’deki en önemli ziyaret merkezlerinden birisi haline geliyor. Ancak Hacı Bektaş Veli’nin menkıbelere göre ilk Semâ’ya durduğu ve çile çıkardığı yer Hırka Dağ olarak biliniyor. Hırka Dağ Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesi ile Gülşehir ilçesinde bulunan ve zamanında bol miktarda ardıç ağacının yetiştiği bir dağ olarak anılıyor. Eski Türk inancında hem dağ hem de ağaç kültü bulunuyor. Ardıç ağacı eski Türk kült inancında kayın ağacından sonra ikinci kutsal ağaç olarak kabul ediliyor. Hırka Dağ Hacı Bektaş Veli menkıbnâmelerinde dağ, ağaç kültünün geçtiği mekânı temsil ediyor. Ancak günümüzde bu durum yeterince bilinmiyor. Hırka Dağ, Gülşehir halkı tarafından bilinen ve zaman zaman çıkılan bir mesire alanı olarak değerlense de konunun öncesinde yüzyıllara dayanan kült inançlar etkisini gösteriyor.

En kıymetli bilgileri Vilayetname içinde gördüğümüz Hırka Dağ, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin Hırka Dağa gelişini belirli kutsiyet içinde tasvir ediyor. Türkistan’dan buraya gelen Hacı Bektaş Veli’nin Türkistan’da geçerli olan eski Türk dağ kült geleneklerinden etkilendiği muhtemelle rivayetler arasında. “Hünkâr Hırka Dağa yöneldi. O dağın tepesinde bir ardıç ağacı vardı, Hünkâr, “ardıç” dedi, “bir an dudaklarınla sakla beni, ben de kıyamet günü seni saklayayım.” Ardıç, budağıyla, pürüyle kıbleye karşı eğilip bir çadıra döndü, Hünkâr, içine girip ibadete koyuldu. Orada bir çile çıkardı. Şimdi o ağaca ardıç derler.”

Bilindiği üzere eski Türk inançları içinde dağ ve ağaç kültü kıymetli bir yer kaplamakta, hemen hemen bütün Türk coğrafyasında görülen kült inançlar olarak görülüyordu. Bu sayede Türkler gittikleri coğrafyayı sahiplenmiş, o coğrafyaya kutsiyet ve ruh vererek kendileri ile vatan toprakları arasındaki aidiyet duygusunu geliştirmişlerdi.

Nevşehir ili Gülşehir ilçesi ve Hacıbektaş ilçesi arasında bulunan Hırka Dağ’ın hem ağaç hem dağ kültüne sahiplik yaptığını Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen Velayetnameden öğreniyoruz. Hacı Bektaş Veli burada ilk defa Semâ yapıyor ve çile çıkarıyor. Hacı Bektaş Veli devrin önde gelen devlet adamlarını da zaman zaman burada kabul ediyor. Bu sebepledir Hırka Dağ manevi bir öneme sahip olarak görülüyor ve Türk kültürüne göre ulu dağ olarak kabul ediliyor. Ancak geçmişte Hırka Dağı’nda ardıç ağacı yetişmesine rağmen günümüzde tarihi ardıç ağacı bulunmuyor.

Hırka Dağı Hacı Bektaş Veli’nin tercih etmesinin nedeni ise Uludağ ve yüksek tepelerin Türkler için ibadet yeri olarak kabul edilmekte olmasından mütevellit, Hacı Bektaş Veli’nin bölgeye gelmesi şeklinde ifade ediliyor. Menâkıb-ı Hacı Bektaşı Veli’de ötekiler Vilayetnâme-i Sultan Şucâuddî’de bulunuyor. Birinci menkıbeye göre, Hacı Bektaş Sulucakarahöyük’e geldiğinde halk önceleri onun gerçek bir veli olduğunu anlamıyor. Bu yüzden köyü terk etmesine ses çıkarmıyordu. Gerçeği anladıkları zaman ise, hep birden onun peşine düşüp onu geri getirmek istiyorlar. Hacı Bektaş Veli gelenlerin elinden kurtulmak için yakındaki Hırka Dağı denilen yüksek bir tepenin üstünde bulunan bir ardıç ağacının yanına ulaşıyor. Ardıçtan kendisini saklamasını istiyor. Ağaç derhal dal ve yapraklarıyla bir çadır biçimini alıyor ve Hacı Bektaş Veli’yi içinde saklıyor. Onu kimse bulamıyor. Böylece halkın elinden kurtulan Hacı Bektaş Veli orada kırk gün çile çıkarıp, ibadet ve riyazât yapıyor. Devcik ağaç denilen bu ardıç, eskilerden beri ziyaret ediliyor.

Kaynaklar

Vilâyet-Nâme; (Manâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî), Haz. Abdülbâki GÖLPINARLI, İnkılâp Kitapevi, İstanbul 1995, s. 25.

Ahmet Yaşar OCAK;  Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri, İletişim Yayınları,  İstanbul 2020, s. 128.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu